Skip links

Hareketli Bir Çocuk mu, Yoksa Yönetilmesi Gereken Bir Süreç mi?

Ebeveynlik serüveninde en sık duyduğumuz cümlelerden biri şudur: “Hocam, çocuğum çok zeki, zehir gibi ama iş derse gelince 5 dakika oturtamıyoruz.” ya da “Sürekli hareket halinde, motor takılmış gibi, dur dediğimizde durmuyor.”

Okul toplantıları veliler için bazen karın ağrıtıcı olabilir. Öğretmenden duyulan “Dersi dinlemiyor, arkadaşlarıyla konuşuyor, eşyalarını unutuyor, potansiyelini yansıtamıyor” geri bildirimleri, aile içinde hem endişeye hem de zaman zaman çocukla çatışmalara neden olur. Ebeveynler genellikle iki uç arasında gidip gelir: “Acaba çocuğum şımarık mı, biz mi disiplin veremedik?” yoksa “Acaba çocuğumda bir sorun mu var?”

Bu noktada kavramları doğru oturtmak gerekir. Her hareketli çocuk hiperaktif değildir; her dalgın çocukta dikkat eksikliği yoktur. Ancak yaşanan durum, çocuğun akademik başarısını, arkadaş ilişkilerini ve en önemlisi “benlik saygısını” etkilemeye başladıysa, orada durup dikkatlice bakmak gerekir. Aile Danışma Merkezimizde sıkça çalıştığımız Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), bir yaramazlık veya zeka sorunu değil; beynin kendini yönetme sistemiyle ilgili nöro-gelişimsel bir farklılıktır.

DEHB Nedir? (Yaramazlık Değil, Bir Farklılık)

DEHB’yi anlamak için beynin ön bölgesinin (frontal lob) çalışma prensibine bakmak gerekir. Bu bölge, bizim “patron”umuzdur. Dikkatimizi neye vereceğimize, dürtülerimizi nasıl frenleyeceğimize, plan yapmaya ve hareketsiz kalmamız gereken yerde durmaya bu bölge karar verir.

DEHB olan çocuklarda bu “fren mekanizması” veya “yönetici işlevler” yaşıtlarına göre biraz daha farklı çalışır. Çocuk aslında yerinde durmak ister ama dürtüleri o kadar güçlüdür ki, kendini durduramaz. Dersi dinlemek ister ama camdan giren bir sinek, kaleminin ucu veya aklına gelen bir hayal, o an öğretmenin sesinden çok daha baskın gelir.

Bu durumu, “frenleri zayıf ama motoru çok güçlü bir spor arabaya” benzetebiliriz. Araç (çocuk) çok hızlıdır, çok potansiyellidir ama virajlarda (derslerde/kurallarda) yoldan çıkabilir. Danışmanlık sürecindeki amacımız, bu arabanın motorunu bozmak değil, sürücüye (çocuğa) freni nasıl kullanacağını ve direksiyon hakimiyetini öğretmektir.

Doğru Bilinen Yanlışlar: "İstese Yapar" Efsanesi

Ailelerin ve bazen eğitimcilerin düştüğü en büyük tuzak, çocuğun bu davranışlarını “bilerek” yaptığını düşünmektir. “İstediğinde legolarla 3 saat oynuyor, demek ki dikkat sorunu yok, işine gelmiyor” düşüncesi oldukça yaygındır.

Ancak DEHB’de odaklanma, ilgiye dayalıdır. Beyindeki ödül merkezi, yüksek uyaranlı ve keyifli işlerde (oyun gibi) dopamin salgılar ve çocuk odaklanır. Ancak rutin işlerde bu kimyasal destek yetersiz kalır. Çocuğa “Hadi odaklan” demek, gözleri bozuk birine “Hadi daha net gör” demek gibidir. Çaba tek başına yetmez; strateji ve destek gerekir.

Çocuk sürekli “Tembelsin”, “Dinlemiyorsun”, “Yaramazsın” etiketlerini duyduğunda, bir süre sonra buna inanmaya başlar. “Ben zaten yapamıyorum, ben kötüyüm” inancı, ileride depresif süreçlere ve özgüven eksikliğine kapı aralar. Bu yüzden erken dönemde fark etmek ve desteklemek hayati önem taşır.

3 Temel Sac Ayağı: Belirtileri Doğru Okumak

DEHB genellikle üç ana başlıkta kendini gösterir. Her çocukta bu üçü aynı anda görülmeyebilir; kimisi sadece dikkatsizdir, kimisi sadece hareketlidir.

  1. Dikkat Eksikliği (Dalgalı Zihinler): Buradaki sorun “hiç dikkat edememek” değildir. Sevdiği bir bilgisayar oyununda saatlerce odaklanabilirler. Sorun, “sıkıcı ama gerekli” görevlere (ödev, ders, sorumluluklar) odaklanmakta yaşanan güçlükdür.
  • Yönergeleri takip etmekte zorlanma.
  • Sürekli eşya kaybetme (kalem, silgi, mont).
  • Ödevlerin başına oturmanın bir savaş haline gelmesi.
  • Zihinsel çaba gerektiren işlerden kaçınma.
  • Karşısındaki konuşurken dinlemiyormuş gibi görünme.
  1. Hiperaktivite (Bitmeyen Enerji):
  • Oturduğu yerde kıpır kıpır olma, el ve ayakların sürekli oynaması.
  • Sınıfta veya uygunsuz ortamlarda gezinme isteği.
  • Çok konuşma, sessiz oyun oynamakta zorlanma.
  • Sürekli bir şeylerle uğraşma, tırmanma, koşma.
  1. Dürtüsellik (Frensiz Davranışlar):
  • Soru bitmeden cevabı yapıştırma.
  • Sırasını bekleyememe.
  • Başkalarının sözünü kesme.
  • Sonunu düşünmeden ani hareket etme (tehlikeli oyunlara girme vb.).

Performansın Ölçülmesi: Objektif Veriler ve MOXO

Çocuğun yaşadığı sorunun gerçekten bir dikkat eksikliği mi, yoksa kaygı, öğrenme güçlüğü veya başka bir duygusal durum mu olduğunu anlamak için sadece gözlem yetmeyebilir. Günümüzde teknolojinin desteğiyle, çocuğun dikkat profilini, dürtüselliğini ve zamanlama hatasını ölçebilen bilgisayar destekli performans testleri (örneğin MOXO gibi) kullanıyoruz.

Merkezimizde uyguladığımız bu tür performans analizleri, bize “tahmini” değil, somut veriler sunar. Çocuğun görsel dikkati mi daha dağınık, işitsel dikkati mi? Hangi uyaranlar (ses, görsel karmaşa) performansını düşürüyor? Bu veriler, danışmanlık sürecinde “kişiye özel” bir yol haritası çıkarmamızı sağlar. Bu bir “zeka testi” değildir; çocuğun mevcut potansiyelini neden performansa dökemediğini gösteren bir analizdir. 

Ailelere Düşen Görevler: Evde Yönetim Stratejileri

Profesyonel desteğin yanı sıra, evdeki düzenlemeler sürecin en önemli parçasıdır. DEHB’li beyinler kaosu sevmez, yapılandırılmış düzeni sever.

  1. Rutinler Oluşturun: Sabah kalkış, kahvaltı, ödev ve uyku saati belli olmalıdır. Belirsizlik, bu çocuklarda kaygıyı ve hareketliliği artırır. Görsel takvimler (duvara asılan planlar) kullanmak çok etkilidir.
  2. Görevleri Parçalara Bölün: “Odanı topla” yönergesi onlar için çok karmaşıktır. Bunun yerine; “Önce kirli kıyafetleri sepete at”, “Şimdi kitapları rafa koy” gibi adım adım yönergeler verin.
  3. “Sandviç Tekniği” ile Geri Bildirim: Sürekli eleştirmek yerine, olumlu-olumsuz-olumlu sırasını izleyin. “Ödevin başına oturman harika (olumlu), yazın biraz daha okunaklı olabilir (gelişim alanı), ama gayretinle bitireceğine inanıyorum (olumlu).”
  4. Kaliteli Zaman ve Oyun: Sürekli “yap-et” diyen bir ebeveyn olmak yerine, onunla sadece eğlendiğiniz, eleştirinin olmadığı zaman dilimleri yaratın. İlişkiniz ne kadar güçlüyse, iş birliği yapma ihtimali o kadar artar.
  5. Ekran Süresini Yönetin: Hızlı değişen ekran görüntüleri (kısa videolar, oyunlar) odaklanma eşiğini düşürebilir. Ekran süresini sınırlamak ve yerine fiziksel aktivite koymak (yüzme, karate, koşu gibi) enerjinin doğru kanalize edilmesini sağlar.

Sonuç: Bir "Süper Güç" Olabilir

Tarihe baktığımızda, birçok sanatçı, girişimci ve mucidin (Einstein, Mozart, Walt Disney gibi) DEHB özelliklerine sahip olduğunu görürüz. Bu çocuklar, kutunun dışında düşünen, yaratıcı, enerjik ve tutkulu bireylerdir.

Sorun “DEHB’li olmak” değil, bu enerjiyi yönetememektir. Doğru bir uzman desteği, ailenin bilinçli yaklaşımı ve okul iş birliği ile bu çocuklar, “sorunlu öğrenci” etiketinden kurtulup, potansiyellerini gerçekleştiren başarılı bireylere dönüşebilirler.

Merkezimizde, hem performans değerlendirme testleri hem de çocuk/ergen danışmanlığı ile bu süreçte yanınızdayız. Çocuğunuzun içindeki cevheri parlatmak, “yapamıyorum” değil “farklı yapıyorum” demesini sağlamak sizin elinizde.

Leave a comment